Salim Öğüt Kitaplığı (3 Kitap)

Stok Kodu:
16036016816352
Boyut:
13,5 x 21 cm
Sayfa Sayısı:
1187
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
2
Basım Tarihi:
2013
Kapak Türü:
Karton Kapak
Dili:
Türkçe
75,60TL
Stokta var
16036016816352
362091
Salim Öğüt Kitaplığı (3 Kitap)
Salim Öğüt Kitaplığı (3 Kitap)
Rıhle Kitap
75.60

Modern Düşüncenin İslam Anlayışı

Bu ülkede son onbeş-yirmi yıldır, bazı ilahiyatçı akademisyenlerin, İslam dinini sunuşlarında, bugüne kadar bilinenden çok farklı bir yöntem uyguladıkları, çok belirgin bir biçimde görülmektedir. Bendeniz sözünü ettiğim bu yılları, bütün bu olup bitenleri anlamaya çalışmakla geçirdim. Ancak her yeni günde karşılaştığım her yeni durum dolayısıyla hayretten hayrete düştüm; bu yüzde de bir türlü olup bitenleri kavramaya imkan bulamadım. Ne amaçlarını, ne söylemlerini, ne hedef kitlelerini, ne de ortalığı kaldırıp kaldırıp indirirken kullandıkları yöntemi/metodu/usûlü anlayabildim. Bu insanlar, kimilerine göre İslam'ın bugüne kadar ertelenmiş reformunu gerçekleştiren aydın, ilerici, çağdaş, uygar ve modernilahiyatçılar, kimilerine göre de, çağın ve insanının taleplerini görmüş ve onların, tashih (yanlışlarını düzelten) değil, tasvib eden (yaşadıkları hayatı onaylayan) ilahiyatçı tipine ihtiyaç duyduklarını fark etmiş, dolayısıyla onlara istediklerini veren, karşılığında da istediklerini alan şarlatanlardır.

 

Modern Düşüncenin Kur'an Anlayışı

Günümüzde gelinen son noktadan bakıldığında görülen manzara şudur: Bazı ilahiyatçılar dini, bir din âlimi sıfatıyla değil, din bilimci sıfatıyla incelemektedirler. Bunun ne anlama geldiğini görmek için din âlimi ile din bilimci arasındaki farkın bilinmesi gerekir. “Bir teolog (:din âlimi)ile din bilimci arasındaki fark, birinin dini vahiy eksenli anlamaya diğerinin ise bilim perspektifi içinden bir dini veya tüm dinleri anlama ve açıklamaya çalışmasıdır. Hristiyanlık'ta üniversitelerin teoloji bölümlerindeki Kutsal Kitap çalışmaları, misyonoloji (misyon bilimi) İslamiyet'te ilahiyat fakültelerindeki fıkıh, hadis, tefsir, kelam gibi alanlarla, dinleri sosyoloji, psikoloji, antropoloji, tarih gibi sosyal ve beşerî bilimler perspektifinden ele alan Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi, Din Antropolojisi Din Fenomenolojisi gibi çeşitli alanlar birbirlerinden önemli ölçüde ayrılmaktadır. Teolojide Allah, peygamber ve kutsal kitap apriori olarak bir mutlak gerçek kabul edilip dinin insandan ve toplumdan ne istediği öğrenilmeye çalışılır. Oysa din bilimlerinde dinin bireyde, toplum ve kültürdeki yeri dinin metafizik veya dogmatik yönü metafizik kökeni üzerinde durulmaksızın araştırılıp açıklanmaya çalışılır.”

 

Modern Bir Din Projesinin Tenkidi

İnsanlık tarihi kadar kadîm bir hukuk ve ahlak kuralı vardır: “Başlayan/başlatan zalimdir.” Yani zulmün, haksızlığın veya ahlaksızlığın hangi türü olursa olsun, bunlardan birine tevessül eden ve karşısındaki insana bu şekilde davranmaya yeltenen insan zâlimdir. Onun zulmüne engel olmak, bunu başaramazsa asgariye indirmek için ona mukabele eden kimse ise, zulme engel olmak zorunda kalan, “ahlak” ve “adalet sözcüsü” konumundadır. Bu kitapta kullanılan üsluptan memnun olmadığımızı daha baştan belirtmemiz gerek. Ancak ne yaparsınız ki, bazen yapacağınız işi kendiniz seçemez, kullanacağınız üslubu kendiniz belirleyemezsiniz. Bazı durumlar bir emr-i vaki olarak karşınıza çıkar ve ondan kaçamazsınız. İşte bu kitap da yazarını böyle bir durumla karşı karşıya bırakıyor. Bir tarafta, bugüne kadar korumaya çalıştığı terbiye ve nezaketanlayışı, diğer tarafta “haksızlık, çirkinlik, kötülük ve çirkeflik karşısında susmayı kesinlikle yasaklayan inancı (Müslim, İman, 78;Tirmizî, Fiten, 11;Müsned, III, 20)” ve ahlakanlayışı. İnsan böyle durumlarda münker/kötülük karşısında isyan etmeyi ahlaki bir zorunluluk olarak görüyor. Evet, bazen isyanın dozunu ayarlayamasa bile, “el-bâdî azlam: başlay(t)an zalimdir” kuralından teselli umuyor.

Modern Düşüncenin İslam Anlayışı

Bu ülkede son onbeş-yirmi yıldır, bazı ilahiyatçı akademisyenlerin, İslam dinini sunuşlarında, bugüne kadar bilinenden çok farklı bir yöntem uyguladıkları, çok belirgin bir biçimde görülmektedir. Bendeniz sözünü ettiğim bu yılları, bütün bu olup bitenleri anlamaya çalışmakla geçirdim. Ancak her yeni günde karşılaştığım her yeni durum dolayısıyla hayretten hayrete düştüm; bu yüzde de bir türlü olup bitenleri kavramaya imkan bulamadım. Ne amaçlarını, ne söylemlerini, ne hedef kitlelerini, ne de ortalığı kaldırıp kaldırıp indirirken kullandıkları yöntemi/metodu/usûlü anlayabildim. Bu insanlar, kimilerine göre İslam'ın bugüne kadar ertelenmiş reformunu gerçekleştiren aydın, ilerici, çağdaş, uygar ve modernilahiyatçılar, kimilerine göre de, çağın ve insanının taleplerini görmüş ve onların, tashih (yanlışlarını düzelten) değil, tasvib eden (yaşadıkları hayatı onaylayan) ilahiyatçı tipine ihtiyaç duyduklarını fark etmiş, dolayısıyla onlara istediklerini veren, karşılığında da istediklerini alan şarlatanlardır.

 

Modern Düşüncenin Kur'an Anlayışı

Günümüzde gelinen son noktadan bakıldığında görülen manzara şudur: Bazı ilahiyatçılar dini, bir din âlimi sıfatıyla değil, din bilimci sıfatıyla incelemektedirler. Bunun ne anlama geldiğini görmek için din âlimi ile din bilimci arasındaki farkın bilinmesi gerekir. “Bir teolog (:din âlimi)ile din bilimci arasındaki fark, birinin dini vahiy eksenli anlamaya diğerinin ise bilim perspektifi içinden bir dini veya tüm dinleri anlama ve açıklamaya çalışmasıdır. Hristiyanlık'ta üniversitelerin teoloji bölümlerindeki Kutsal Kitap çalışmaları, misyonoloji (misyon bilimi) İslamiyet'te ilahiyat fakültelerindeki fıkıh, hadis, tefsir, kelam gibi alanlarla, dinleri sosyoloji, psikoloji, antropoloji, tarih gibi sosyal ve beşerî bilimler perspektifinden ele alan Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi, Din Antropolojisi Din Fenomenolojisi gibi çeşitli alanlar birbirlerinden önemli ölçüde ayrılmaktadır. Teolojide Allah, peygamber ve kutsal kitap apriori olarak bir mutlak gerçek kabul edilip dinin insandan ve toplumdan ne istediği öğrenilmeye çalışılır. Oysa din bilimlerinde dinin bireyde, toplum ve kültürdeki yeri dinin metafizik veya dogmatik yönü metafizik kökeni üzerinde durulmaksızın araştırılıp açıklanmaya çalışılır.”

 

Modern Bir Din Projesinin Tenkidi

İnsanlık tarihi kadar kadîm bir hukuk ve ahlak kuralı vardır: “Başlayan/başlatan zalimdir.” Yani zulmün, haksızlığın veya ahlaksızlığın hangi türü olursa olsun, bunlardan birine tevessül eden ve karşısındaki insana bu şekilde davranmaya yeltenen insan zâlimdir. Onun zulmüne engel olmak, bunu başaramazsa asgariye indirmek için ona mukabele eden kimse ise, zulme engel olmak zorunda kalan, “ahlak” ve “adalet sözcüsü” konumundadır. Bu kitapta kullanılan üsluptan memnun olmadığımızı daha baştan belirtmemiz gerek. Ancak ne yaparsınız ki, bazen yapacağınız işi kendiniz seçemez, kullanacağınız üslubu kendiniz belirleyemezsiniz. Bazı durumlar bir emr-i vaki olarak karşınıza çıkar ve ondan kaçamazsınız. İşte bu kitap da yazarını böyle bir durumla karşı karşıya bırakıyor. Bir tarafta, bugüne kadar korumaya çalıştığı terbiye ve nezaketanlayışı, diğer tarafta “haksızlık, çirkinlik, kötülük ve çirkeflik karşısında susmayı kesinlikle yasaklayan inancı (Müslim, İman, 78;Tirmizî, Fiten, 11;Müsned, III, 20)” ve ahlakanlayışı. İnsan böyle durumlarda münker/kötülük karşısında isyan etmeyi ahlaki bir zorunluluk olarak görüyor. Evet, bazen isyanın dozunu ayarlayamasa bile, “el-bâdî azlam: başlay(t)an zalimdir” kuralından teselli umuyor.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat